Iğdır Gazetesi İSTİKLAL MARŞIMIZ’IN KABULÜ ve MEHMET AKİF ERSOY - Turgut ÖCAL - Iğdır Gazetesi - Iğdır gazetesi, ığdır haberleri

 

Iğdır Valiliğinden 1 Mart Corona Tedbirleri Açıklaması Iğdır Valiliği 1 Mart'ta iyileştirmesi beklenen korona tedbirleri hakkında basın duyurusu yaparak ...           • Nahçıvan sınırında Türkiye ve Azerbaycan bayrakları IĞDIR'ın Aralık ilçesindeki Nahçıvan sınırına, İlçe Jandarma Komutanlığı'nca ...           • Iğdır'da okullar, yüz yüze eğitime hazırlanıyor MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un 15 Şubat'ta köy okullarının açılmasından son...           • Iğdır'da PKK/KCK operasyonu: 8 tutuklama IĞDIR'da, güvenlik güçlerinin PKK/KCK silahlı terör örgütüne ...           • Iğdırlı kadınlar el sanatları geleneklerini geleceğe taşıyor Iğdır Üniversitesinin "Gelenekten Geleceğe" projesi kapsamında açtığı cam süs eşy...           • Cumhurbaşkanı Erdoğan mart ayını işaret etti, hazırlıklar başladı! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın koronavirüs salgınının seyrine göre tedbiri elden ...           • Türk dağcılar Hocalı şehitleri için Haça Dağı'na tırmandı Türk dağcılar, Azerbaycan'ın Hocalı kentinde 26 Şubat 1992'de şehit edilen 613 Azerbaycan vat...           • 4 kriteri sağlayan illerde kısıtlamalar kaldırılacak Kabine toplantısı sonrasında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Mart ayın...           • Iğdır'da bir kişi intihar etti IĞDIR'da, Abbas Akdağ (56), evinin bulunduğu merdiven boşluğunda başına dayadığı av tüfeğini ...           • Eşinin evi terketmesinden sorumlu tuttuğu kayınbiraderini öldürdü IĞDIR'da Osman K. (27), eşinin evi terk etmesinden sorumlu tuttuğu kayınbiraderi Nejdet K.'yi taba...           
Tavsiye Et
Ad, Soyad:
Gönderen:
Alıcı:
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
Son Videolar

Ermeni Soykırımı Yalanı ve Iğd
8285 İzlenme, 31 Yorum

Oba Köyünde Ermenilerin yaptığ
8702 İzlenme, 30 Yorum

Ermenilerin Iğdır'da yaptığı k
8519 İzlenme, 30 Yorum

Türk Askerinin 1940 yılında Ağ
8689 İzlenme, 32 Yorum
Haber Arşiv
     
Iğdır Siteleri
Reklamlar

İSTİKLAL MARŞIMIZ’IN KABULÜ ve MEHMET AKİF ERSOY - Turgut ÖCAL

İSTİKLAL MARŞIMIZ’IN KABULÜ ve MEHMET AKİF ERSOY

Yazar: Turgut ÖCAL |  Tarih: 26 / 12 / 2020 |  Yazı Okunma: 418


İstiklal Marşımız Cumhuriyetten önce yazılmış ve kanunla kabul edilişinden sonra, hemen her gün tekrarlandığı için Atatürk ile beraber Cumhuriyet devrinin sembolü olmuştur.

Mehmet Akif Ersoy milli mücadeleyi çok yakından desteklemiştir. Başyazarlığını yaptığı Seblurreşad’da bu konuda çok yazıları vardır. Bununla da kalmayıp Anadolu’da bu mevzuyu destekleyici konuşmalar, vaazlar hatta mitingler yapmıştır. Akif’in bu faaliyetleri Atatürk’ü çok memnun etmiştir. Balıkesir Zağnos Paşa Camiinde heyecanlı bir vaazı, (sevri) yermesi, İstanbul Hükümeti tarafından Akif’in Darulhikmedeki görevinden alınmasına sebep olmuş, Akif bunu takiben Ankara’ya gitmiştir. Akif çok yakını Eşref Edip ile birlikte Ankara’da bu gün Hacettepe Üniversitesi sınırları içerisinde bulunan “Tacettin Efendi Dergahı”na yerleşmiştir. Daha sonra bu evin Akif’e bir dinlenme ve sanat faaliyetlerini içinde rahatlıkla yürüttüğü “Bülbül” ve “İstiklal Marşı” şiirlerini yazdığı mekan olduğunu görüyoruz.
O günlerde garp cephesi kurmay başkanı İsmet Bey’in (İnönü) maarif vekili Dr. Rıza Nur’u ziyaret ettiğini ve ona “orduca karar verdik bir istiklal marşı istiyoruz” demesi bu marşın yazılma sürecini başlatmıştır. Bunun bestesi ve güftesi içinde ayrı ayrı müsabaka yaparak her biri için 500 lira mükafat verileceğini de belirtmiştir.
Milli marş yazabileceği tahmin edilen şairlere ilanın dışında birer mektup gönderilerek müsabakaya katılmaları bildirilmiştir. Çok kısa sürede maarif vekaletine 724 şiir gelmiştir. Zira gelen şiirlerin hiçbiri milli mücadele ruhunu ve milli marşı ifade edecek güçte değillerdi. Akif müsabakaya katılmadığı için şiir de göndermemişti. Daha sonra Milli Eğitim Bakanlığına vekalet eden şair ve yazar Hamdullah Suphi Tanrıöver bir gün mecliste Akif’in dostlarından olan Hasan Basri Çanta’ya Akif’in yarışmaya katılmasını ve bu konuda ikna edilmesini rica eder. Akif: milli marşlar ödülle yazılmaz diye bu konuya daima ilgisiz kalmış idi. Milli Eğitim Bakanı ise ödül mevzunu hallederiz, yeter ki katılsın ısrarında ayak diriyordu. 
Mehmet Akif dostu olan Kur-an Müfessiri Hasan Basri Çamtay Bey tarafından marşı yazmak için ikna edildikten sonra TACETTİN DERGAHI’na kapanıp İstiklal Marşı’nı yazmaya başladı. Bütün dostları O’nu evde, sokakta, camide, mecliste, uyurken, yürürken, yemek yerken adeta bütün hücreleri ile İstiklal Marşını düşündüğünü ve marşı yazıp bitirinceye kadar tam bir huşu halinde yaşadığını söylüyorlar. Hatta bir gece Tacettin Dergah’ında uyanmış kağıt aramış bulamayınca kurşun kalemi ile (bazılarına göre çakısının ucu ile) yer yatağının sağındaki duvara marşın:

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım
Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım.

Kıtasını yazdığını görmüşlerdir. Bence bu yazı o duvardan silinmemeliydi
Sene 1 Mart 1921. Yer Türkiye Büyük Millet Meclisi. Başkanlık kürsüsünde Atatürk oturmuştur. Açılış konuşmasından sonra İnönü’ye Paşalık Ünvanı verilmiş, ardından Hasan Basri Beyle Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey’in İstiklal Marşı ile ilgili olarak verdikleri teklife geçilir. Görüşmeler sonucunda komisyon tarafından seçilen yedi şiirin bastırılarak vekillere dağıtılması kararlaştırılır. İstiklal Marşı için aşağıdaki şairlerin şiirleri 724 şiirin içinden seçilmiştir: Muhyittin Baha, Hüseyin Suat, Kazım Karabekir Paşa, İshak Rafet, Kemalettin Kamu, İskender Haki bunlardan bir kaçıdır.
Mukayyese edilsin diye seçilen yedi şiirden birkaç örnek veriyorum.

İSTİKLAL TÜRKÜSÜ

Millet aşkı, din aşkı, vatan aşkı uyansın
Yurduma göz dikenler, al kanlara bulansın
Ya ben ya onlar diyen, silahına dayansın
Türk oğludur bu millet, Türkündür bu memleket.


İSİKLAL MARŞI

Göz yaşına veda et
Ey güzel Anadolu
Hakkını korur elbet
Türkün bükülmez kolu
Kemalettin Kamu

MARŞ

Ey Müslüman, ey Türkoğlu
Açıldı istiklal yolu
Benim bu son günlerimdir
Diyor bize Anadolu
Çek sancağı Türk ordusu
Olmaz Türkün can korkusu

İskender Haki

TÜRK YILMAZ

Cihan harbi yangınından, bağrı yanık vatana
Türkü boğmak maksadıyla, girdi düşman askeri
Kan ve yangın başlamıştır; ırz ve namus kalmıyor
Tehlikeye düştü vatan, yas içinde her yeri
Kahraman halk, kalk, silahlan! Ahdü peyman tanrıya.
Vur! Ve Haykır! Türklük ölmez, Türk de yılmaz ileri.

Çelik gibi kollu tunçtan ayaklı
Türk hiç yılar mı, Türk hiç yılar mı?
Türk yılmaz, Türk yılmaz
Cihan yıkılsa Türk yılmaz.

İki dörtlüğü daha olan bu şiirin yazarı ve bestecisi Kazım Karabekir Paşadır.
Mehmet Akif’in yazmış olduğu İstiklal Marşı’nın TBMM kabulü 12 Mart 1921 tarihli oturum’da gerçekleşti. Meclis Başkanlık kürsüsünde Halide Edip Adıvar’ın kocası Abdülhak Adnan Adıvar oturuyordu. Epeyce hararetli geçen tartışmalardan sonra Hasan Basri Çantay Bey, Akif’in yazdığı marşın kabul edilmesi yolundaki tekliflerini oya sunularak görüşülmesini ister. Ve teklif ezici bir çoğunlukla kabul edilir.
Teklifin kabul edilişini müteakip Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver meclis kürsüsünden istiklal marşını büyük heyecanla okur. Bütün milletvekilleri milli mücadelenin ruhunu fevkalade bir ifadeyle terennüm eden bu büyük şiiri ürpertiler geçirerek dinlediler. Hatta şiirin üç defa tekrar tekrar ayakta okunduğunu görüyoruz. Her dinleyişte meclisi çınlatan alkışlar yükseliyordu. Fakat o sırada Akif mecliste yoktu. Çünkü görüşmeler başladığında mahcubiyetinden mecliste fazla kalamamış, sessizce bir gölge gibi çıkıp gitmişti.
Beş yüz liralık mükafat işine gelince:
Akif birinci gelen şiirinden dolayı kanun gereği beş yüz Lirayı almak mecburiyetinde olmuş. Fakat çok ihtiyacı olmasına rağmen bu paraya el sürmemiştir. Bu parayı Darülmesai adlı fakir kadınlara ve çocuklara çeşitli işler öğreterek, yoksulluklarına son vermek gayesiyle kurulan bu derneğe bağışlamıştır. Yakın dostu Baytar Şefik Bey, Akif’e şöyle seslenmiş: “Şu mükafatı reddetmeyip, sırtına bir palto alsa idin daha iyi olmaz mıydı?” dedi. Akif de çok hiddetlenerek, halden hale girerek iki ay Şefik’le konuşmamıştır. 
Bu resmikabulden sonra sıra marşın bestelenmesine gelmiş. O günlerde Ankara’da büyük heyecan yaşanıyordu. Yunan ordusu Polatlı’ya yaklaşmıştı. Muhacir kafileleri Kayseri ve Kastamonu’ya doğru ilerliyor. Hatta hükümetin ve meclisin Kayseri’ye nakli düşünülüyordu. Akif, Ankara’nın tahliyesine şiddetle karşı olanlar arasındaydı. Ona göre bir kere dağılınca artık toplanmak imkansızdı. Kısacası, meclis işlerinin çokluğu yüzünden marşın beste işini tekrar Milli Eğitim Bakanlığı’na bırakmışlardı.
Mehmet Akif “Artık bu şiir benim değil, milletimindir” diyordu. Zaten şiiri Safahat’ına almamıştı. İstiklal Marşı beste yarışması komisyonuna 55 marş bestesi iştirak etmiştir. Bunlardan Ahmet Cemalettin Çinkılıç, Ahmet Yekta Madran, Giriftzen Asım Bey, Hasan Basri Çantay, Hüseyin Sadettin Aren, Sadettin Kaynak, Zati Alra, Ali Rıfat Çağatay, Kazım Karabekir Paşa bunlardan birk açıdır.
Bunlar arasında İstanbul Şark Musikisi Heyeti Reisi Ali Rıfat Çağatay’ın bestesi uygun görülerek notası ile birlikte Ankara’ya gönderildi. Maalesef sonuca itiraz edildi. Buna rağmen değişik illerde, değişik bestelerle çalınmaya başlandı. Birkaç yıl devam eden bu kargaşaya Milli Eğitim Bakanlığı 1924’de Ankara’da bir komisyon kurarak Ali Fuat Beyin bestesini milli marş olarak kabul edecek ve bir genelgeyle Türkiye geneline bildirecektir. Altı yıl kadar çalan bu besteye de itirazlar gelmiştir. Netice olarak Atatürk bizzat konunun üzerine eğilmiş 1930’da yeni bir emirle bütün ülkede Riyaseti Cumhur Orkestrası Şefi Osman Üngör’ün bestesi çalınmaya başlanmış ve bu güne gelinmiştir. Tam dokuz yıl değişik bestelerle terennüm edilen İstiklal Marşı’mızın bu son bestesine de şu itirazlar gelmiştir. 
1: Türk terimlerini ifade etmiyor. 2: Bazı melodilerinin Calven Silvia adlı operadan alındığı. 3: Parazodi yönünden ağır eleştirilere maruz kaldığı. 4: Okullarda toplu olarak icra edildiğinde kelimelerin tam olarak anlaşılmadığı. 5: Şam eğitimi alanlar dışında hiç kimsenin doğru söylemediği gibi tenkitler varidi.
      Beste ile ilgili netice olarak şunu söylemek istiyorum. Bu besteye, bu nağmeye 90 yıldır kulaklarımız alışmıştır. Türk Milleti bu marşı 99 yıldır neredeyse Cumhuriyetimizle yaşıt olarak hep bu musikiyle söylemiştir. Son yapılan bir araştırma da yeryüzünün çok değişik coğrafyalarında yer alan Türk okullarının kurum ve kuruluşlarını göz önüne aldığımızda 24 saat İstiklal Marşımızın yeryüzünde aralıksız okunduğunu görmekteyiz.
       Akif’i hasta yatağında ziyarete gelenler, sözü İstiklal Marşına getirerek “yeniden yazılsa daha iyi olmaz mı üstat” dediklerinde Akif: “Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın” meşhur cevabını vermiştir. İnşallah devletimiz ebedidir. Marşımızda ebedidir.
Azerbaycan’ın milli şairi Bahtiyar Vahap Zade, marşımız için şöyle söylemektedir: “Ben birçok milli marşları okudum. Bütün varlığımla diyebilirim ki dünya halklarının milli marşları içerisinde Akif’in İstiklal Marşının benzeri yoktur. Bu eser dünya poetikası vatanseverlik duygularının en güzel tecessümüdür” diye Akif’e de İstiklal Nağmekarı ünvanını vermiştir.
     2020 yılı aynı zamanda Akif’in vefatının 84. yıl dönümüdür. 2020 yılı İstiklal Marşımızın TBMM’de kabulünün 99. yıl dönümüdür.
       Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2011 yılı "Mehmet  Akif  Ersoy'u Anma Yılı" olarak ilan edilmiştir. Türk Milleti her yaşta insanı ile İstiklal Marşı’nı yeniden düşünmelidir.
       Ben de O’nun aziz hatırası önünde eğilirken, bu Türk büyüğüne, bu Türk ve İslam Mütefekkirine, bu büyük Kur-an müfessirine, bu büyük Türk Hocasına Allah’tan rahmet diliyorum.




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdırın Sesi